#6 Çeşitlilikte Birlik: Merhaba

//#6 Çeşitlilikte Birlik: Merhaba

I.Aşrama eğitimin başlamasından bir hafta önce gelmiş olmam çok yerinde bir hareketmiş. Eğitim başlayana kadar ısınma turları atıyorum burada. Aşramda kalanların takip etmesi beklenen bir günlük program var. Sabah 5.30’da başlayıp akşam 9.30’a kadar süren dolu dolu bir çizelge. İlk hafta programı takip ederken bedensel ve zihinsel kısıtlamalarımı görmeye başlıyorum ama kabullenmek istemiyorum. Bu sınırların sanki hiçbiri yokmuşçasına bedeni zorluyorum. Tabii ki tepki veriyor; kaçınılmaz son, sakatlık. Eskileri beliriyor; yenileri ekleniyor. Gün sonunda kolları, bacakları yerlerden toplayarak yurda gidiyorum. Bedensel acı zihni tekrar tekrar gözden geçirmemi sağlıyor. Zihinsel sınırlar da bedeni tekrar tekrar inceletiyor. Bedeni iyi dinleyip farkındalıkla rahatlatmaya çalışıyorum. Bu değişime teslim oldukça ağrıların da geçeceğini biliyorum. Anca iki hafta içinde zihin ile bedeni dengeli kullanabilmeye ve böylece kendi kendime yarattığım sınırları kaldırmaya başlıyorum. O iki haftada ise çektiğim türlü fiziksel acıyı dindirmek için sürdüğüm balzamın haddi hesabı yok. Geçtiğim yerde balzam kokusu kalıyor; yoğun günlük program içinde Dhidam beni görmek istediğinde kokuyu takip ediyor.
Doğanın içinde kaldıkça çeşitli börtü böceğe alışıyorum; benim için başka bir dönüşüm deneyimi bu. Börtü böcekten huylanıp sabahladığımı hatırlarım. Önceden olsa o korkuyla başa çıkmamın bir yolu, yattığım karyolanın altına ve kaldığım bölmenin etrafına böcek ilaçları yerleştirip o benim yaşam alanımı kabullenmişken benim onu kendi yaşam alanında yok etmeye çalışmak olurdu. Şu an anlıyorum ki insanın insan dışında herhangi bir canlıya daha kolayca zarar verebilmeyi olağan görmesi, mesela ısıran bir sivrisineği bir hamlede yakalayıp öldürmesi, insanın kendi dışında bir canlı türünden daha üstün olduğunu gösterme çabasının bir dışavurumu. Burada herkesin kendinden farklı tüm canlı türlerine özen göstererek beraber yaşadığını görüyorum.
Mesela burada bir ineğe sadece bir kişi dokunabiliyor ve hep aynı kişi sağabiliyor. Giriş katındaki yurtta fare var. Herkes kendi haline bırakıyor; “onlar insanların yaşam alanını değil, insanlar onların yaşam alanını işgal etti” düşüncesi ile beraberce yaşayıp gidiyoruz. Bir flashforward yaptığımda, yurtta fareleri minnoş bulmaya başlayıp tıkırtılarıyla tatlı tatlı uykuya daldığımı itiraf edebilirim. Koridorda koşturması, yan bölmede kalan arkadaşımın kurabiyesini kemirmesi gibi şeyler çok olağan artık.
İnsanın kendini merkeze koyup kendinden farklı olanı ötekileştirmesi, öteki olanı ortadan kaldırma ya da ondan üstün olma çabası sadece diğer canlı türleriyle olan ilişkilerin değil, insanlar arası ilişkilerin de çoğunlukla taşıdığı bir dinamik. Bana göre yeryüzünde huzur ve barış, birlikle ve iyi niyetle hizmet ederek kök salıyor. Kişisel bazda baktığımdaçeşitlilikte birlikkavramı ile bu huzur hayatıma dalga dalga yayılıyor. Biliyorum ki ilk önce kendi düşünce yapımı ve eylemlerimiçeşitlilikte birlikprensibiyle şekillendirdiğimde dünyada aynı değişimi görmeye başlayabilirim. Makro ölçekte görmek istediğim değişimin mikro ölçekteki hali oluyorum.
II.Yılbaşı gecesi… Satsang salonunda 33 kişiyiz; daire şeklinde yerde oturuyoruz. Herkesin cevapladığı iki soru var: “2015 yılına nerede, nasıl ve kimle girdin? 2015 yılında hayatında olan en iyi şey neydi?” Gözlerim doluyor bunları düşünürken. Çünkü geçen yılbaşında uyanış çoktan başlamıştı. Ne yapacağımı tam bilmiyordum ve sadece para biriktirmem gerektiği için çalışmaya devam ediyordum. Bunu düşünürken sıra bana geliyor: “2015’te yaptığım en iyi şey: İstanbul’daki hayatımı bırakıp, işten ayrılıp kişisel yolculuğa çıkmak; hayatımda “gerçek” gelmeyen birçok şeyden uzaklaşıp edindiğim vizyon üzerine yola çıkmak. Şifa aracı olmaya niyet ediyorum ve şifa yolunda dünyada görmek istediğim değişimin kendisi olmaya başlıyorum. Bu doğrultuda misyonlar edinmek için yeni yılda buradayım.“
Burada kendi dünyamdayım; birileri geliyor, birileri gidiyor. Bu böyle; yolun kesişiyor birileriyle, herkes bir nedenle giriyor birinin hayatına, bir nedenle çıkıyor hayatından. Yoluna çıktığım her yolcuda bir sınav; her “merhaba”nın içinde saklı bir not var. Eğitimin başlamasına bir gün var. Yatağın kenarına oturmuş nasıl geçeceğini düşünürken olduğum bölmenin kapısında gülümseyen parıl parıl iki göz ve kocaman bir sırt çantası görüyorum; Kalyani hoş geliyor.

By | 2016-03-20T11:34:00+00:00 March 20th, 2016|Uncategorized|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment

Enjoyed this article? Please spread the word.

close-link