#8 Bakış Açısı, Görüş Alanı: Bir Kavanoz Fıstık Ezmesi

//#8 Bakış Açısı, Görüş Alanı: Bir Kavanoz Fıstık Ezmesi

I.
İstanbul’da şehir hayatının içinden bakıldığında işten ayrılıp başımı alıp gitmek, “hayatımı dönüştürmek istiyorum” demek, aşramda yaşayıp eğitim almaya kalkışmak çok cesaret gerektiren bir hareket gibi görünüyor. Aşramdakilere bakınca çoğu kişi benzer hikayeyle orada ve bu dönüşüm isteği herkes için çok olağan. Ben de kendime göre büyük bir şey yaptığımı düşünüyordum ama baktığım açıyı değiştirince aşırı büyütülecek bir durum yokmuş yani.
Liderlik ve yöneticilik konusunda gelişmek için MBA yapmak yerine Gurukula eğitimine gelmek hayatımdaki en anlamlı hareketlerden biri olmuş. Buraya gelip bu eğitimden geçen biri burada aldıklarını hayatına adapte ederse gerçekten hayatında istediği her şeyi gerçekleştirebilir. Kısa bir zamanda büyük bir dönüşüm geçirmeye hazır gidip; gün be gün zihnen ve bedenen arındığımı ve her gün biraz daha dönüştüğümü görebiliyorum.
Mesela beden farkındalığı artıyor. Bedenin beş elementten oluşması tesadüf değil; kendi içinde ayrı bir dünyayı keşfediyorum. Damarlarda dolaşan kanı, yemek borusunu, sağlıksız bir şey yiyince derimin yandığını, bedenin hangi kısmının daha güçlü olduğunu, hangi bölümün gelişmesi gerektiğini ve neden böyle bir dengesizilik olduğunu gözlemliyorum. İşleyiş mekanizmasını anlamak kendimi tanımamı sağlıyor.
Zihin farkındalığı ise meditasyonla oluşuyor. Stresi tanımlamayı ve üzerime almamayı öğreniyorum. Sıkışık tarihli plansız projenin stresi orada durabilir. Bunu üzerime alabilirim ama almayabilirim de. O işin sonuçlarına bağlı olmadığımda, kendimi o işle var etmediğim müddetçe stres bana değmiyor. Swamiji stres üzerine diyor ki: “Stres arttıkça yoga günümüzde popülerleşti. Önümüzdeki 50 senede de stres artmaya devam edecek. Bu kez meditasyon önem kazanacak.” ve onun yönlendirmesiyle meditasyon yapıyoruz; sonrasında onun yoluna alışınca kendi pratiğim de değişiyor. Bu pratiklerde özellikle topluca meditasyon yaparken etrafımda belli bir boş alan kalmasına özen gösteriyorum. Fazla yakınımda birinin olmasıyla konsantrasyonum dağılıyor.
Bir akşamüstü aşramın yanındaki gölün kenarına gidiyorum. Meditasyon denemesinde zihin sakız gibi geçmişten geleceğe uzadıkça uzuyor. Zihnin dağıldığını, geri topladığımı saniye saniye gözlemleyebiliyorum. Bunu seyrederken fark ediyorum ki zihni odaklamaya çalışmak denge asanaları yapmakla aynı. Zihni dengeledikçe beden de dengeyi buluyor.
Eğitimde ilerleyen haftalarda meditasyonun getirdiği bir denge daha oluyor. Kalp ve zihin ayrımı o kadar belirginleşiyor ki zihnin taşıdığı “eğer”lerin ve “keşke”lerin sesi uzaklaşıyor, kalbimden kanın pompalandığını hissetmeye başlıyorum. Kalbin sesini cümlelere yayıyorum; içimdeki sevgi gitgide yükseliyor; dünyayı kucaklayasım geliyor.
II.
Her sabah fiks, zil çalmadan önce 5.12’de uyanıyorum. Ayıldıktan sonra kalkıp Kalyani’yi uyandırıyorum. Kalktıktan sonra meditasyona kadar sessiz kalmamız ya da mümkün mertebe az konuşmamız önerilirken ben ara gazı veriyorum; Kalyani alıp yürüyor. Bir sabah kalkıyorum, “Seferihisar’da bir serpme kahvaltı yapmaya mıydık?” diyorum. Ne simitler, ne zeytinyağına banmalar, ballar, kaymaklar… Bir sabah Susam Sokağı’na bağlıyoruz, “Arada kaldıııım, ben aradaaa” diyor; “en sevdiğim sayı altı” diyorum, “çünkü tırtıllar asla, asla, aslaaa kahverengi bot giymez” diye devam ediyoruz sabahın 5.30’unda. Uyanış halimizden birbirimizin zihninde hangi tilkilerin dolaştığını anlayabiliyoruz artık.
Kalyani’de bir yiyecek zulası var ki akıllara zarar. Fıstık ezmesiyle yeniden tanışıyorum sayesinde ve bunun ölçülü yendiği müddetçe karanlık taraf olmadığı kanısındayız. Hayatıma kavanozda gelen bu güzel anlam aşram hayatından sonra da yolculuğumun bir parçası oluyor. Dhidam uslu uslu meyve soyup yerken Kalyani’nin muz cipslerini fıstık ezmesine gömüp ağzıma tıkıştırmışlığı var. Siyah kuğu – beyaz kuğu tadında biri bir yanımda, biri diğer yanımda.
III.
“Ölüm korkusu” diyorum Swamiji’ye, “Nasıl geçer bu? Diyelim kendi ölümümün korkusu geçse ailemi kaybetmenin korkusu ne olacak?” Öyle alaylı bir bakış atıyor, “Beden doğar, büyür, yaşlanır, yok olur. Öleceğini bilmiyor musun? Fiziksel bedene tutunma; bir gün elbet kaybolacağını biliyorsun” diyor. Cevap hem tamam hem değil benim için. “Fiziksel bedeninde olduğunda onlara nasıl ulaşacağımı biliyorum; uçağa binip gitmem yeterli. Ama o bedende olmazsa nerede bulup nasıl bağlantı kurabilirim ki?” diye bir adım öteye götürüp soruyorum. Her zamanki gibi beklemediğim bir soruyla geliyor: “Şimdiye kadar ne öğrendin onlardan?” Bir es verdikten sonra aklıma ilk gelenler sorumluluk ve özdisiplin. Sonra noktayı koyuyor: “Onlardan öğrendiklerini kendi hayatına uygulayıp dünyaya yayacaksın, onlarla bağlantı kurma yolun bu.” O konuşmadan sonra bende öyle düğümler çözülüyor ki her biri gözümden düşen yaşlarla açılıyor; bir kırılma anı daha bu kez içimi kanırtarak gelip geçiyor.
IV.
Önceden Türkiye’den uzaklaşmaya çalışırdım. “Başka yer, başka ortam” derdim. Şimdi anlıyorum ki her yer aynı; nerede olursam olayım fark etmiyor. Ancak içerisi değiştiğinde dışarısı da başkalaşıyor. O yüzden Türkiye, Hindistan, Amerika… Nerede olduğumun bir önemi yok. İçimde özgürleştiğim müddetçe her yer aynı. Bugün neredeysem olmam gereken yer orası olduğu için oradayım. İçeriden özgür olma halini bulabilmek için oradayım.
Buraya gelmeden önce sevgi ve huzur içinde bir ev tanımı vardı kafamda kodlanmış. Hepsi alt üst oluyor şimdi. Nerede yaşadığımın ve toplumsal etiketlerimin bir önemi olmadan da sevgi ve şefkat görüyorum. Bunun yaşanması için önce dört duvar arasını ev diye kurmaya gerek duymuyorum.Buraya gelmeden önce bildiklerim, düşündüklerim bir bir yok oluyor. Bakış açısı değiştikçe, görüş alanı da genişliyor. Ezber bozuyorum bir kez daha.

By | 2016-04-10T10:37:00+00:00 Nisan 10th, 2016|Uncategorized|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment

Yaklaşan Etkinlikler

  1. Esenceli’de Çadırlı Yoga Kampı / Hamsa ile

    Temmuz 28 @ 6:00 am - Temmuz 29 @ 5:00 pm
  2. Fethiye’de Arınma İnzivası

    Ağustos 18 @ 8:00 am - Ağustos 22 @ 10:00 am
  3. Fethiye’de Sadhana İnzivası

    Ağustos 22 @ 4:00 pm - Ağustos 26 @ 10:00 am
  4. İnönü Yaylası’nda Çadırlı Yoga Kampı

    Eylül 29 @ 5:30 am - Eylül 30 @ 4:00 pm
  5. Geyikbayırı’nda Sessizlik ve Meditasyon İnzivası

    Ekim 24 @ 8:00 pm - Ekim 28 @ 10:00 am

Enjoyed this article? Please spread the word.

close-link