Gerçekler Üzücü Değil

Ebeveynler bir yandan “Ben senin üzülmeni asla istemem” derken, diğer yandan şu soruyu sorabilirler: “Ben ölürsem üzülür müsün?”. Oysa gerçekler üzücü değildir. Bilerek veya bilmeyerek herhangi bir kişinin öz değerini bir koşul, kişi, durum ve ilişki üzerinden kurması ise üzüntüyü getirir.
Örneğin, ilişkiler bittiğinde üzüntü verir. Bunun getireceği üzüntü bir tehdit olarak dahi kullanılır: “Bana kötü davranırsan seni sevmem”. Bunları söyleyen kişi tarafında bu bir sorun elbette, ama bu sözleri duyan sevilmediğini düşünüp üzülüyorsa, kendi öz değerinde bir sorunu var demektir. Diğer bir deyişle, tehdidin alıcısı konumuna gelmesini sağlayan, “Ben kimim?” sorusuna verdiği yanlış cevaplardır. Bu tehditin alıcısı olmazsan, seni kimse bu biçimde tehdit edemez. Ağzını açar, diyeceğini der, ağzını kapar, ama sen tehdit edilmiş olmazsın.
İnsan kendini başkalarının hayatında, parçası oldukları kurumda, vatanında değerli görmek, “Ben gidersem onlar kaybeder,” diye düşünmek ister. Bunun sadece kibre yararı vardır. Oysa iş senin hayatla yüzleşip sorgulamanı sağlayan oyun alanından ibarettir. İşin yapılmaya ihtiyacı yok, bizim işi yapmaya ihtiyacımız var. İşten özellikle kaçmamalıyız, işi, işle ve sonuçlarıyla olan ilişkimizi sürekli sorgulamalıyız.
Bunlar Karma Yoganın uzantılarıdır, amaçsa koşulsuzlaşmaktır. Eylemin bizim üzerimizden yapılmaya ihtiyacı yoktur. O eylemin gerçekleşeceği varsa gerçekleşecektir. Evrende eylemler ya senin üzerinden ya ağaç aracılığıyla bir şekilde gerçekleşir. Sense eyleme ihtiyaç duyarsın. Bir eylem sana geldiyse kesin senindir, seninle ilişkisi olmayan bir eylem sana gelmez.

Eylem Yogası Nedir?

Karma Yoga eylem yogasıdır. Eylemin doğası ve yapanın doğasını ele alır. Karma yogayı önce tekrar tekrar farklı kişilerden ve yerlerden duyarız, üzerinde düşünürüz, sonra içselleştiririz; böylelikle özgürlüğün nerede olduğunu fark edebiliriz.
Karma yoga deyince sıklıkla öğrenci, hizmet etmeyi anlar. Çoğu ashram‘da karma yoga için ayrılan bir zaman dilimi vardır. Bu sürede herkes bir işin ucundan tutar. Bu tam olarak doğru değil, hatta hiç doğru değildir. Hizmet “seva”dır, yani başka bir kelimeye tekabül eder. Örneğin guruseva, guruya hizmet demektir; aileye, ataya hizmet. Hizmet arındırıcı bir niteliğe sahiptir.
Karma yoga bir tavırdır çünkü bütün hayatımız boyunca hizmet etmeyiz. Bazen hizmet olarak tanımlayabileceğimiz başka şeyler de yaparız ama esasında bunlar yemek yemek gibi farklı eylemler de olabilirler. Bu durumda yemek yemek bir hizmet midir? Yemek yemek hizmet değildir. Eğer karma yoga sadece hizmet demek olsaydı, eski yazılarda ‘Bütün eylemlerini karma yoga ruhuyla yapmalısın,’ demezlerdi. Peki, yemeğini hizmete nasıl çevirebilirsin? Bunun cevabı sevadır.
Karma yoga ise eylemin doğası ve eylemi gerçekleştirenin doğası ile bunların ilişkisi üzerine kuruludur. Bütün eylemler karma yoga ruhuyla ve karma yoganın çatısı altında yapılabilir. Karma yoga ruhu, öncelikle karmanın karmik kanunların anlaşılmasıyla gelir. Birinci kanuna göre, karmada hiçbir şey kaybolmaz, artma veya azalma yoktur. İkincisi, nitelik ve biçim korunur. Yani ben seni itersem sen itilirsin. İtme kinetik enerjidir ve istendiğinde kinetik enerji elektrik enerjisine dönüştürülebilir. Ama ben seni itersem, seni elektrik çarpmaz. Aynı şekilde, iyilik yaparsan kötülük bulmazsın. Sabredersen sabır bulursun. Karma ne nitelikteyse karşılaşılan da o niteliktedir. Bütün enerji dönüşebilir, ama bir eylem hangi nitelikte ve ne boyutta yapıldıysa o nitelikte ve o boyutta karşımıza çıkar.
Karmanın başka bir kanunu bütün sistemin kapalı olduğunu söyler. Bir ağacın içinde tohum, tohumun içinde ağaç vardır. Araya girilmez. Başı veya sonu yoktur; tohum ağaç, ağaç tohumdur. Etki-tepki, etki-tepki… Tohum ve ağaç tıpkı yin ve yang gibi birbirinin içindedir.
Pekala öğrenci bu kanunları anlayıp kavrayıp bu öğretiyi nasıl alır? İlk adım: Shravana. Dinlemek, duymak, dinleyebileceğin yerlerde bulunmak, bir bakıma okumaktır. Buna başkalarıyla konuşmak da dahil edilebilir çünkü başkasıyla konuşurken de bir bakıma kendini dinlersin, karşındakini duyarsın. Sonraki adım bunlar hakkında düşünmektir; gözleri açıp aynı dünyaya, daha önce yaşadığın dünyaya bakarsın. Gözlerini açtığında arka planda artık duydukların, dinlediklerin vardır. Güneş gözlüğü misali bir filtre takarsın, adı da “karma filtresi”dir. Her şeyi karma gözüyle görmeye başlarsın, düşüncelerinle ilişkilendirme gerçekleşir, bir sürü yeni ve gerçek sinirsel bağ kurulur, yavaş yavaş karma anlayışı senin anlayışın olmaya başlar. Üçüncü adımda, bu anlayışın seni dönüştürmesine izin verip durumu içselleştirmek önemlidir.

Taşa Kızılır Mı?

Isaac Newton’a göre her şey aslında eylemsizdir. Peki “eylemsizlik” ne demektir? Taşı bırakırsan taş düşer. Diyelim ki taş düşerken ona, “Niye düşüyorsun? Dursana,” dedin. Taş nasıl cevap verir? “Ben zaten duruyorum.” Aslında taş eylemsizdir, sadece başkası dışarıdan baktığında bu, eylem gibi gözükebilir. Taş istese de bir şey yapamaz. Diyelim ki bir şekilde durdu; o zaman da yerçekimi, “Niye hareket ediyorsun?” diye sorar. Ona göre de taşın düşüyor olması gerekir.
Elbette insan, taşa göre kıyaslanamayacak kadar karmaşıktır; ancak mikro seviyede yaşadığı aynıdır. Hiçbir eylemimiz tamamen nedensizce gerçekleştirilemez. Küçücük bir parmak ucu hareketi bile direkt olarak bir nedene bağlıdır. Bütün eylemler, bütün sonuçlar, kendilerinden bir önceki nedenden kaynaklanırlar. Asıl soru şu, biz bu nedenlerin arasına girip müdahalede bulanamıyorsak, özgürlük nerededir? Özgür iradenin nasıl kullanılacağıyla ilgilenen karma yogaya göre, eylemi yapan sen değilsindir. Eylem yapılmaktadır. Örneğimizdeki taşa şu denebilir, “Sen düşmüyorsun, düşen sen değilsin.” Düşüş taştan bağımsız olarak gerçekleşiyor, yani taş düşmüyor ya da taşın düşmesiyle ilgili olarak iyi veya kötü yorumu yapılmıyor. Kafamıza taş düştüğünde taşa kızabilir miyiz?
Karma Yoganın kendisi bütün ama bütün eylemlerde eyleme tanıklık etmek olarak tanımlanabilir. Öğrenciye tanıklık kavramını en somut haliyle yansıttığı için Karma Yoga öğrencinin yolundaki ilk adımdır. Eylem sürekli ve sonsuzdur, dolayısıyla tanıklık daimidir. Amaçsa eylemin sonucundan bağımsızlaşmaktır. Eylemlerin başarılı veya başarısız sonuçlarıyla, kayıplarla kazançlarla kendimizi özdeşleştirdiğimizde bağımlılık meydana gelir. Peki özdeşleşmek ne demektir? “Sen kimsin?” sorusuna verdiğimiz yanıtlardır. Sahip oldukların ve olmadıkların, kazandıkların ve kaybettiklerin, başardıkların ve başaramadıkların üzerine kurulan kimliğin ilacıysa Karma Yogadır.
Karma Yogada eylemler kendi aleminde, farkındalık kendi aleminde değerlendirilir. O yüzden öğrenciler genelde öncelikle temizlik, düzen, hizmet gibi tanıdık eylemlerle başlarlar yollarına, çünkü bu tür bilinen eylemlerle karma yoga ruhunu tanımak daha kolaydır.
Yeni teknikler verildiğinde öğrenci hem verilen tekniği anlamaya hem de onu uygulaması zordur. Bu tarz tekniklerin adları ve her tekniğin bir sonucu olduğundan, koşullanabilir çünkü eylemi sonucu için yapabilir. Dolayısıyla tavsiye edilen bir yol değildir.  Bunun yerine, Karma Yoga ruhunu anlayana kadar, bahsedildiği üzere tanıdık eylemler gerçekleştirilir.

Sen Eylem Değilsin

Sen eylemden bağımsızsın. Eylemin gerçekleşmesi gerekirken sen eylemi zorlayıp aracısı olmazsan, eylem başka şekillerde meydana gelir. Fakat eylem senin aracılığınla gerçekleştirilirse, seni dönüştürür ve tamamlar. Eyleme karşı kendini kapatabilirsin veya farklı eylemleri hayatın boyunca zorla seçmeye çalışabilirsin, ama sonucu verimsiz ve hatta yıkıcı olabilir veya hiçbir şey olmaz, hayatın bu şekilde geçer.
Öte yandan, doğru hissettiren eylemin aracısı olduğun zaman, o eylem seni tamamlar. Bu sebeple Karma Yogayla başlayıp sonrasında bu yolun sana göre olup olmadığını böylelikle fark edebilirsin.


1 Aralık 2017
SATSANG (Manevi Sohbetler) Serisi
Hamsa Saraswati

By | 2018-03-21T06:42:33+00:00 February 20th, 2018|Makaleler, Satsang Serisi (Manevi Sohbetler)|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment

Enjoyed this article? Please spread the word.

close-link